Ben Nurcan telefonda seni boşlatmamı istermisin ,Numaramı Tıkla Ara
0035 351 57 32

bankanın evrak deposunda sikiştim

Adım Sevda. Ankarada yaşamaktayım. Bir bankada çalışıyorum. Normal
sıradan bir yaşantım var, işten eve evden işe. Aileyle yaşamanın en kötü
yanıda bu olsa gerek. Gerçi birçok akrabam var Ankarada, gezip
eğleniyoruz, ama işte yinede yalnız yaşamak daha güzel olurdu. Tipik bir
Türk kadınıyım, esmer, iri memeli, kalçalı, şişman zayıf arası, düzgün
fizikli bir kızım. Yüzüm de güzel. Yani seks anlamında olsun, her alanda
kendime ve güzelliğime güvenirim. Bugüne kadar yalnızca 2 erkekle
çıktım ve sadece 1 kere arkadan sikiştim. Ama çok seviştim tabi 2 yılda
defalarca…

Çalıştığım bankanın hemen karşı sokağı cafelerle ve lokantalarla dolu,
öğle yemeği arasında, yada iş çıkışı evde yemediğim zaman, kesinlikle
oralara gidiyoruz. Yaklaşık 1 senedir çalışıyorum ve 1 senedir de her
daim gittiğimiz bir balık lokantamız var. Artık sık sık gittiğimiz için,
çalışanlar olsun, patron olsun, hepsi bizi tanıyor, hizmette kusur
etmiyorlardı. Çokta hoş bir mekandı. Tabiki garsonların da hepsi
birbirinden karizmatik ve yakışıklıydı. Ama ben yinede kimseye karşı
açık olamıyordum, hep bir kapalı kutuydum. Fakat dikkatimi çeken birisi
vardı ki, kasada oturan dükkan sahibinin büyük oğlu! Öyle bir
yakışıklılığı yoktu, üstelik kilolu denilecek bir erkekti. 30
yaşlarında, kocaman bir göbeği olan, iri yarı bir erkekti yani. Ama
gözleri falan çok hoş yemyeşil, iri dudaklı, böyle hafiften de kıllı,
kirli sakallı falan, vahşi bir tipi vardı. Normalde kilolu erkek sevmem,
ama bu kişi bana çok tuhaf geliyordu, her gelişimde güler yüzü, ‘Seni
bir siksem!’ gibi bakışlarıyla beni kendine çekiyordu sanki. Ancak ben
kimseyle yakınlaşmak istemediğimden olsa gerek, o da kilolu olduğundan
ve yakışıklı olmadığını düşündüğünden olsa gerek, sadece resmi
muhabbetler dışında hiç konuşmuyorduk. Ama ikimizin de birbirini
arzuladığı tuhaf bir şekilde açıktı…

Birgün yine iş çıkışı annemlerin evde olmadığı bir gün oraya gittim.
Oturdum, yemeğimi filan söyledim. Pek kimseler yoktu, sadece benim masam
ve karşı köşede bir masa vardı. O yine kasada oturuyordu ve gözleri
gizli gizli yine üzerimdeydi. Dışarısı buz gibiydi. Biliyorsunuz bu kış
soğuk geçti, heleki Ankarada. Neyse, çorbamı içtim, salatamı balığımı
yedim, yine kasaya geldim, bakışarak (göz göze sikişerek desem daha
doğru olur!) hesabımı ödedim ve çıktım. Yalnız tek bir dolmuş bile
durmadı, tam 25 dakika dolmuş bekledim. Dolmuş, otobüs hepsi dolu, yada
durmuyordu. Taksiler de, buzlanma çok fena, trafik yoğun diye, ya
transit geçiyor, yada dolu oluyordu. Delirecektim. Babamı aradım.
“Sincandayız kızım, gelmem 1 saati bulur, bir şekilde oyalan oralarda,
gelebilirsen de gelirsin!” dedi …

Herşeye sinirlenerek ve söylenerek yine lokantaya girdim ve oturdum.
İçeri girerkende o kasadaydı yine. Açıklama yapma gereği duydum,
“Görüyosunuz şehrin halini, araba taksi dolmuş kıtlığı var sanki!”
dedim. Gülerek, “Evet biliyorum, bilmezmiyim! Eğer müsade ederseniz ben
sizi bırakırım, daha geçen hafta zincirimi taktırdım, bakımı da tam
aracımın, hem zaten ben de çıkıyordum!” dedi. Hık mık etsem de, utana
sıkıla, “Valla çok iyi olur aslında, zahmet olmasın?” dedim. “Ne
zahmeti, sürekli müşterimizsiniz, lafı bile olmaz, buyurun!” dedi. Ben
önden, o arkamdan çıktık ve arabasına gittik. Ama asla birazdan
anlatacaklarımı yaşayabileceğimizi düşünmemiştim…

Araca bindik, yola çıktık. Bir yerden sonra yollar tıkandı. Bekle bekle
açılmaz. Hiç konuşmuyorduk. Bu arada hava karardı. Korkmuyordum, ama
çekiniyordum açıkcası. O da farketmiş olacak ki, “Çekinmenize hiç gerek
yok, rahat olun lütfen, iki arkadaşız gibi farzedin!” dedi, gülümsedim.
Birilerini aradı, yolların kapalı olduğunu söyledi, bizim eve en yakın
nereden gidebileceğini filan sordu. Arkadaşı da tarif etti, o tarafa
doğru gittik. Orda da araç çamura saplandı. Akşamın karanlığında, ortada
ne bir araç vardı, ne de kimseler. İçimden, Tanrım, ne oluyoruz,
yabancı birinin aracına binersem olacağı bu! dedim. Neyse arabaya bindik
yine, bir arkadaşını aradı ve çamura saplandığımızı, yardım için
gelmelerini söyledi. Benden de çok çok özür diledi. Ben de, “Sizin ne
suçunuz var, havalar kötü!” filan dedim.

Arabanın içinde oturduk kaldık. Sepsessiz bir ortamdı. Onun nefes alış
verişleri, birazda kilosundan dolayı hızlıyken, sanki dahada
hızlanmıştı. Kaçamak bakışlarımız vardı. Ve birden bana pat diye, “Çok
hoş bir bayansınız, bunu söylemeden yapamıycam!” dedi. Utandım, “Siz
de!” dedim. “Sahi mi?” dedi. “Evet!” dedim ve güldüm. Yani o anki ruh
halimi size anlatamam, normalde cinsel anlamda filan çok çekingenimdir,
ama o an kendimi bir kadın gibi hissettim, erkeği baştan çıkartması
gereken bir dişi gibi ve gözlerimi adamın yüzüne diktim, böyle vardır ya
etkileyici bakışlar. Adamın elindeki sigara külü heyecandan gömleğine
düşünce irkildi. Ben de, “Ayy birşey oldu mu?” diye sıçrayıp elimi
gömleğine götürünce, film koptu, nefes alıp verişi iyice arttı. Ben de
kendimi bırakıverdim ve yapıştım dudaklarına…

Aman Tanrım, o nasıl bir öpüşmedir! Adam resmen dudaklarımı dudaklarıyla
sikti. Sanki 100 yıldır öpüşmüyordu. Bir anda çekildim ve “Ne yapıyorum
ben ya, ben bu olamam, böyle biri değilim!” dediğimde, “Ben nasıl
birisin biliyorum, 1 senedir gözlemliyorum, hoş sessiz ve iyi bir
kızsın, seni arzuluyorum hep, hoşlanıyorum senden, devam et neolur!”
dedi. Biraz yüzüne bakıp tekrar yapıştım dudaklarına. Sürücü koltuğunu
tamamen kaplamıştı zaten göbeği. Montumu çıkarıp arkaya attım, saçlarımı
açtım ve üstümdeki tek parça uzun kışlık elbisemi çıkardım bir anda.
Onun minik inlemeleri ve mest oluşuyla dahada azmıştım. Taytım ve
südyenimle kucağına oturdum. Sepsert olmuştu siki, hissediyordum.
Kulağına, “İndir pantolonunu!” dedim ve indirdi bir anda. Gömleğininin
düğmelerini de tek tek çözdüm. İçindeki atletini öpüşerek çıkarıp arkaya
attım. Bende südyen külot, onda da sadece külot kaldı. İnanamıyordum,
ama dur diyemiyordum, kendime de ona da…

Benim koltuğumu arkaya yatırdı, dümdüz yaptı ve ben uzandım, zaten ufak
tefeğim. Öpüşürken göbeğimden amıma indiğinde çıldırmıştım. Dile kolay, 1
seneden fazladır sikişmedim, sevişmedim. Öyle bir yalamaya başladı ki
amımı, içini dışını vakumluyordu. “Çok lezzetli, harika, muhteşem!”
falan diyor, beni delirtiyordu. Hiç durmadan inanın 10 dakika, nefessiz
kalana dek yaladı amımı ve ben saçlarını çeke çeke ve onu amıma
bastırarak boşaldım. Tekrar öpüşmeye başladık. Bu sırada o geri
koltuğuna çekildi, o göbeğinin altındaki kocaman başlı sikine resmen
saldırdım. Öyle bir emmişim ki, ben emerken o, “Ohhh isteyerek azgın
azgın yapıyorsun hissediyorum, ölecem zevkten, ohhhhh!” diyordu. 10-15
dakika durmaksızın ben de onu emdim. “Geliyorum!” dediği anda hepsini
yutttum. Ama daha dimdikti siki…

Kucağına oturdum ve sikini amıma sürtmeye başladım. “Bakireyim ama,
neyapcaz?” 🙁 dedim. “Götten verdin mi yavrum hiç?” dedi. Yalan
söyledim, “Hayır yapmadım, yapmam da!” filan dedim. Beni ikna etti 🙂
Ben kendi koltuğumda kapıya bakacak şekilde uzandım, o da arkamdan zar
zor yanaştı ve götümü am sularımla ıslattı. Sikini götüme sürtmeye
başladığında ikimizde de film kopmuştu. Zar zor girecekti biliyorum, ama
istiyordum. Götüme yavaş yavaş sokarken inim inim inliyordu. Sonra bir
anda geçiriverdi hepsini. Resmen yaş geldi gözümden. Biraz öyle
kaldıktan sonra git gele başladı. Manyak gibi sikiyordu, durmaksızın,
göbeği götüme çarpa çarpa. Parmaklarını emiyordum. Şak şak şak sesleri, o
sikişmenin hazzı, acı, zevk, 20 dakika kadar gidip geldi hızlı ve yavaş
şekilde. Daha sonra sona yaklaştığında, amımı da okşayarak, hem beni
getirtti eline, hemde götümün içine resmen yarım bardak fışkırttı…

Öylece kaldı arkamda. İkimiz de nefes nefeseydik. Bir süre sonra
toparlanıp, kikirdeşerek giyindik. Bir sigara yaktı, “Muhteşemdin! Ben
uzun süredir böyle sikişmemiştim!” dedi. Sonra kimse gelmeden biraz
öpüşüp, yine ağzıma aldım sikini, tekrar boşalttım onu. Sonra da
arkadaşları geldi. Yine biz resmi bir şekilde ayrıldık, evime bıraktı
beni, teşekkür ettim.

Bu olay Ocak ayının başında olmuştu. Şimdilerde çok sık gitmiyorum
restoranta. Yani daha ilk seferde sikiştim onunla, yanlış düşünsün
istemem hakkımda. Ama durmadan msj atıp arıyor beni, hoşlanıyormuş
benden, sevgii olmak istiyormuş. Açıkcası bence de hoş bir erkek, ben de
isterim, ama biraz yalvartmak lazım, sonra kendimi yine kollarına
atacağım 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir